Işık

Destanlara aydınlık veren dini bir unsur olan “ışık”,destanların kuruluşunda kutsiyetten kaynaklanan hayat verici bir özelliğe sahiptir. Destanlardaki kahramanlar,bu kahramanlara kadınlık ve mukaddes Türk çocuklarına annelik yapan kadınlar ilahi bir ışıktan doğarlar.

Yaradılış destanındaki Ak-Ana ışıktan bir kadın sembolüdür. Oğuz Kağan destanında Oğuz’un evlendiği kadın ışıktan doğar. Yine bu destandaki orduya yol gösteren kurdun,Oğuz’un çadırına inen bir ışıktan doğduğu belirtilir.

Türklerin İslamiyet’ten önce bağlı bulundukları Şamanizm’de uçmak ifadesi ile belirlenen sonsuz mutluluk ülkesi,bir ışık dünyasıdır. Bu inanca göre yerden on yedi kat göğe doğru gidildikçe aydınlanan bir nur alemi vardır. Bu yolun sonunda ise göz kamaştıran ışığı ile Türk Tanrısı oturur. Uygurların benimsediği ve “Işık Dini” olarak da bilinen “Maniheizmin” Tanrısı da ışık tanrısıdır.

İslamiyet’in kabulünden sonrada bu desen önemsenmiş, kahramanların yüzleri nurlu ve dolun aydan daha parlak olarak betimlenmiştir. Satuk Buğra Han‘ın dört kızından ikincisi “Alanufun” Cebrail vasıtası ile ağzına akan bir nurdan dünyaya gelen oğluna Ali gibi Allah’ın arslanı olduğundan Seyyid Ali Han adını vermesi bunun göstergesidir.